8. Sınıf Fiilimsiler Çalışma Kağıdı

 

 

Aşağıdaki cümlelerde geçen fiilimsileri bulup altını çizerek çeşidini yazınız.

 

 

1. Size gelmeyi ben de çok istemiştim.

 

2. Onlara bizim burada olduğumuzu haber verelim.

 

3. Çoğu başkalarından duyulma bu bilgilerle kendini bilgili göstermeye çalışıyordu.

 

4. Çıkası gözün koca arabayı görmedi mi?

 

5. Gideceğim bu şehirden artık.

 

6. Kapıyı açınca karşımda onu gördüm.

 

7. Köyden ayrılalı yaklaşık on yıl oldu.

 

8. Bizimle gelemeyişine çok üzüldüm.

 

9. Bugün gelemeyeceğini danışmadan öğrendim.

 

10. Size biraz bilinmedik fıkralar anlatayım.

 

11. Gün kavuştu, su karardı, beni üzme güzelim.

 

12. O şimdi masada ders çalışmaktadır.

 

13. Masasını her zaman tertemiz bırakması güzel bir davranıştır.

 

14. Özlemlerini uzak bir ada görüntüsüyle birleştirerek dile getirmeyi seçmiş, günlük

 

günlük yaşamın katı gerçekliğinden bunaldıkça adanın mutlu yalnızlığına sığınmıştı.

 

15. Gide gele başımı döndürdün, artık otur bir köşeye!

 

16. Yeni açmış çiçeklerin neşesini izlemeden hayatın canlılığını tatmak mümkün değil.

 

17. Bize haber vermeden gitmeyin sakın.

 

18. Bu kağıdı müdüre imzalatıp bana getirin.

 

Aşağıdaki metinde geçen fiilimsileri bularak çeşitlerini alttaki boşluğa yazınız.

 

Tarih açısından çok değerli olan bu yerde isteyen turist istediği duvarın üstüne çıkıp istediği yerde dolaşabiliyor. Bırakın yasaların gerektirdiği sorumluluğu, tarihe, kültür mirasına karşı duyulması gerekli sorumluluk bile bu davranışı bağışlatmaz. Mozaiklerin, duvarların harabı akıl almayacak boyutlarda. Alınacak basit önlemlerle bu yıpranma en aza indirgenebilir. Yıllardır önlem alınmamış olması gerçekte tarihin yok edilmesidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de büyük kentlerin dillerinin incelenmesi, bugün konuşulan Türkçenin kullanımı açısından karşımıza çok değişik olgular çıkaracaktır. Çünkü kentlerin toplumsal yapılarında büyük değişikliler olmuştur. Günümüzde Anadolu ağızlarının kendilerine özgü nitelikleri bütünüyle korudukları söylenemez. Tam tersine Türkçenin de artık saf bir İstanbul ağzı olduğu söylenemez. Tam tersine Türkçenin kullanımında öteden beri temel alınan bu ağzı konuşanların sayısı, yok denecek ölçüde azalmıştır. İstanbul ağzı gibi bugün konuşulan Türkçe de bölgesel kullanımların sızması sonucunda birtakım değişikliklere uğramıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Değerli bir ozanımızı yitirdiğimizde ozanın bir noktaya erişmiş bütünlüğüne başka bir gözle bakıyoruz. Bu doğal belki. Araya “ölüm” gibi bir kilometre taşı giriyor. Oysa öyle olmamalıydı. Çok daha önceden değerlendirmeli ve irdelemeliydik onun yapıtlarını. Şimdi hiç olmazda, “Bütün Şiirleri” yeniden yayımlanmalı. Ayrıca bundan ders alarak bugün yaşamakta olan ozanlarımıza daha önem vermeliyiz. Bir ozan için asıl korkunç olan artık unutulduğunu sanmak veya unutulma kaygısına kapılmak. Hele unutulması olanaksız bir ozanın başına bu gelirse toplumun ya da genç kuşağın belleklerinden silindiği duygusuna kapılırsa o ozan, artık bitmiş demektir. Yazın dünyası kurtarmalı kendini böyle bir değerbilmezlikten.

Yorum Yaz